Seramik kaplamalı tavalarla ilk tanışmam, mutfağımdaki eski teflon tavanın kaplaması soyulmaya başladığı zaman oldu. Raftaki kutuların üzerinde "PTFE içermez", "doğal mineral kaplama", "sağlıklı pişirme" gibi ifadeler vardı ve o dönemde bu bana yeterince ikna edici gelmişti. Aldım, kullandım, ikincisini aldım, üçüncüsünü aldım. Şimdi geriye dönüp baktığımda seramik kaplamanın ne yaptığını ve ne yapmadığını oldukça net biçimde söyleyebiliyorum.
İnternette okuduğum seramik tava yorumları genellikle iki uçta toplanıyor: "harika, hiç yapışmıyor" diyenler ve "üç ayda çöp oldu" diyenler. İlginç olan şu ki ikisi de doğru. Aradaki fark, tavanın kaç aylık olduğu ve nasıl kullanıldığı.
Seramik kaplama, silikon bazlı bir sol-jel malzemenin tava yüzeyine püskürtülüp fırınlanmasıyla oluşuyor. Yeni haliyle gerçekten etkileyici bir yüzey: yağsız yumurta kırdığımda kayarak dönüyordu, krep hamuru hiç tutunmuyordu. Ama bu kaplamanın yapısı mikro gözenekli ve zamanla bu gözenekler yağ kalıntısıyla doluyor, ısıl genleşme farkları yüzünden mikro çatlaklar oluşuyor. Sonuç: yapışmazlık kademeli olarak kayboluyor.
Daha geniş bir liste arayanlar onwin giriş sayfasından devam edebilir.
Benim deneyimimde ilk belirgin düşüş, orta sıklıkta kullanımda dördüncü-beşinci ay civarında geldi. Yumurta artık biraz yağ istiyordu. Yaklaşık bir yıl sonunda yağsız pişirme tamamen bitmişti. Kaplama görünürde sağlamdı, soyulma yoktu; sadece kaygan değildi. Bu, teflondaki gibi "pul pul dökülme" değil, sessizce performans kaybı. Kullanıcıların çoğu tavayı bu yüzden atıyor.
Seramik kaplamanın en yanıltıcı tarafı, kutusunda yazan yüksek sıcaklık dayanımı. Kaplama gerçekten 400 °C üzerini kaldırabiliyor, yani teflon gibi bozunup duman çıkarmıyor. Ama dayanmak ile performansını korumak aynı şey değil. Ben iki tavayı yan yana denedim: birini hep kısık-orta ateşte kullandım, diğerinde bilinçli olarak yüksek ateşte et mühürledim. Yüksek ateşte kullanılan tava, yaklaşık iki ayda yapışmaya başladı. Kısık ateşteki tava bir yılı gördü.
Uygulamalı örnekler için onwin kaynağı işinizi kolaylaştırır.
Bu yüzden şu ilkeyi benimsedim: seramik kaplamalı tava, mühürleme ve kavurma tavası değil. Yüksek ısı gerektiren işler için döküm demir ya da paslanmaz çelik daha mantıklı; sitede o iki malzemeyi ayrı ayrı ele alan yazılar var ve ikisi de seramikten farklı bir mantıkla çalışıyor.
Piyasada "granit tava" denen ürünlerin çoğu aslında PTFE bazlı kaplamanın taş görünümlü, mineral partikülle sertleştirilmiş versiyonu. Yani granit ile seramik farklı ailelerden. Karşılaştırma kabaca şöyle:
| Kriter | Seramik kaplama | Granit (PTFE bazlı) | Klasik teflon |
|---|---|---|---|
| Başlangıç yapışmazlığı | Çok iyi | İyi | Çok iyi |
| Yapışmazlığın kalıcılığı | Zayıf (aylar) | Orta-iyi (1-3 yıl) | Orta |
| Yüksek ısıda bozunma | Kimyasal bozunma yok | Aşırı ısıda risk var | Aşırı ısıda risk var |
| Çizilme direnci | Orta, sert ama kırılgan | Genelde daha iyi | Zayıf |
| Ağırlık / his | Hafif, çoğu alüminyum gövde | Orta-ağır | Hafif |
| Fiyat aralığı | Düşük-orta | Orta | Düşük |
Tablodaki en kritik satır bence "yapışmazlığın kalıcılığı". Granit kaplamalı bir tavayı özenli kullandığımda iki yıla yakın verim aldım; aynı özeni seramikte gösterdiğimde bir yıl civarını zorlukla buldum. Öte yandan seramikte hiç yaşamadığım bir şey var: aşırı ısınmada duman ve koku. PTFE ailesinin bilinen bu hassasiyeti seramikte yok, çünkü kaplama organik florlu polimer değil.
Bulaşık makinesi konusuna özellikle dikkat çekmek istiyorum: etikette "makinede yıkanabilir" yazsa bile deterjanın alkalinliği seramik yüzeyi hızlıca donuklaştırıyor. Elde, ılık suyla ve yumuşak süngerle yıkanan bir seramik tavanın ömrü belirgin biçimde uzuyor. Ayrıca tavayı sıcakken soğuk suya tutmak, mikro çatlak oluşumunu doğrudan tetikliyor; bu alışkanlığı bıraktığımda fark ettim.